yunusun izinde-1

2017-07-14 11:08:00
yunusun izinde-1 |  görsel 1

YOLDAŞLARIM BENİM!

Sizlere, ‘’Yoldaş’’ diyorum, çünkü aynı amaç, aynı ülkü, aynı iş için yola çıkan, işe koyulan insanlar yoldaştırlar. Bizde bir ve birden fazla amaç için yola çıktık. Dolaysıyla yoldaşız. Bu yoldaşlığın yolun sağı yada solu ile bir ilgisi yol. Hedef ile ilgisi var.

Her ne kadar şair ve yazar olmasamda uzun sayılacak bir süredir benim ilgi alanımda oldu. Yazarlara şairlere ilgi ve destek sunup, yazın çevreleri ve sevenleri ile aralarında köprü olmaya, Türkiye kökenli ve hem Türkçe ve hemde Hollandaca yazan, yazar ve şair adaylarına Hollanda genelinde yol açmaya çalıştım.

Bu kısa ön açıklamadan sonra yaklaşık 36 seneden bu yana yaşadığım Amsterdam’ın şiirsel atmosferinden, soluklandım, tad aldım, seyrettim, düşsel yolculuklara çıktım. ‘’Amsterdamı ne kadar tanıyorsun?’’ diye sorsalar bana, derimki ‘’senin tanıdığından daha az tanıyorum!’’

Her baş bakar ancak her göz görmez

Her kulak duyar ama her kafa anlamaz

Her el dokunur ama her ten hissetmez

Her ağız alır ancak her dil aynı tadı almaz

Amsterdam yaklaşık elli seneden fazla elli bine yakın Türk kökenli göçmen insan yaşıyor. Birinci, ikinci üçüncü ve nihayet dördüncü kuşak bir insan topluluğu olarak büyük bir gurubu oluşturuyoruz. Hayatın cilvesi gereği zorunlu ihtiyaçları günün büyük bölümünü işgal ediyor. Geriye kahvelere, camilere, derneklere, evlere kaçışlar başlıyor. Sade hayat yanı sıra, çok az sayıda insan olsa da Amsterdamın kuytu yerlerine, tarihi ve estetik mekanlarına yolculuk eden, farklılıklara başka gözlerle bakan, hayaller kuran, anlamaya çalışan insanlarda var. İşte bu az sayıdaki insan bu şiirsel kentin az çok farkındalar! Ama NE KADAR FARKINDALAR? Bu insanlar bu ve benzeri farkındalıkları başda yakın çevresine, diğer insanlara, dünyaya taşıma, gösterme, anlatma kaygusu, istek ve çabası içerisindeler. Bir yandan da böylesi bir çabaya değer verilmesi ödüllendirilmesi arzusundalar.

Son 10 yıl içerisinde Amsterdam’a Türkiye’den yoğun turist gelmey başladı. En az yılda bir on onbeş bin kişi Amsterdamı ziyaret ediyor. Bu insanlar Amsterdam ‘a nereleri geziyor? Nneler yapıyorlar? Ne umuyorlar, ve ne buluyorlar? vb gibi sorularda en azından benim kafasını meşgul ediyor. Bir çoklarınız gibi ben de İstiyorumki seyahatleri daha renkli ve verimli geçsin.

Bir zaman bu şehire 1998 bir şair geldi bir hafta burada kaldı ve dönüşünde başka mısralar yanısıra şu dizeleri yazdı:

‘’Amsterdam kanallarında

Kağıttan bir kayak gibi yüzdürüyorum

Milattan sonraki çocukluğumun hüznüyle

Refah denen bir gülse meğer

Na yapayım hiç kokmuyor ’’

Can Yücel

Amsterdam, ‘’Lale Devri''nde Türkiye’den Hollanda’ya getirilmiş laleleri ile ünlenmiş bir şehir idi. Ve hala lale bu şehirde ve ülkede, mutasyona uğramış da olsa çok çeşitli, çok renkli ve çok ünlüdür. Lalaler bu şehri süslemekle kalmaz, bereketlendirir, süsler ve besler. Dünyamıza, toplumsal ve yapay büyüme ile fazlaca haraketten kaynaklı bir ısıma etki etmekte. Kuzey kürede bir iki derece yükselen sıcaklık, ılıman, nemli ve ve soğuk olan Amsterdam’ın da havasını ısıttı. Bu ısıma, insanları ve tüm canlı ve cansız varlıkları, nesneleri haraketlendirdi. Şehir enleşmeye, yenilenmeye, nüfus artmaya, çeşitlilik çoğalmaya başladı. Eskiden bir tek kara kargalar, su ördekleri varken, zamanla parkitler, kumrular, kuğular, kazlar, serçeler, bülbüller, atmacalar, baykuşlar da şehirin kalıcı sakinleri oldular. Sokaklar, türlü türlü baharatlarla, çiçeklerle, parklar, yollar otlanmaya meyva ağaçları meyvalanmaya başlar oldu.

Amsterdam bir yanım seni çok çekiyor

Bir yanım Dur! dalma bu şehirin cazibesine

Çok dalgalı, çok derin çukurları var

Yutar seni, esir düşersin diyor

Ne demişdi KOCA YUNUS?

‘’Bir ben var benden içeri’’. Bir şehir ki, birbirinden içeri. Giren bir pişman, girmeyen bin pişman! mı desek yada demesek! Hayat, hayatınız merak duyunca, meraklanınca haraketleniyor. Meraklanmasak mı? Fazla meraklanmadan, adabında ve uslubunca, kimseyi kırmadan ve incitmeden; aşırıya kaçmadan Yunus zarifliğinde izinden giderek yol amak yoldaşlarla diyelim ve daha fazla açılmadan ve saçılmadan dönelim başa.

Tanıyalım ve tanıtalım Amsterdamı. Yunus olalım gezelim kanallarında, sokaklara yapılara, canlı-cansız varlıklara, nesnelere bakalım, durup seyreyleyelim, kıyılara vurup , limanlara demir atalım. Okyanusa açılan, gemilere yelkenlere, el sallayalım, yeldeğirmenlerine , köprülere, bentlere selam duralım, ağlara takılmadan balıklara midyelere merhaba diyelim.

Gezelim! Görelim! Tadalım! Duyuralım!

Katalım aramıza dostları, çoğaltalım yoldaşları.

YAŞAYALIM, YAŞATALIM AMSTEL-DAM’I

39
0
0
Yorum Yaz