Yaşanılası Şehir Amsterdam (5)

2012-04-22 12:10:57

Elkapısı ve ilk işçilik deneyimim. Okula kayıt olduktan sonra babam bana akşamları bir temizlik işi buldu. Amstel istasyonu bitişiğinde, o zamanlar Postbank’a ait olan, şimdilerde yüksek okul olarak hizmet veren binanın sekizinci katını temizleme işine başladım. El kapısında ilk yasal işçilik deneyimimi, şefliğini bir Türkün yaptığı bu temizlik şirketinde  yaşadım. Bu arada babamın işleri hayli yoğun. Babam bu işi kendi harçlığımı karşılayam deyimi yoksa, elkapısında çalışmanın ve işçiliğin en olup olmadığını, anlamam için mi düşündü bilemiyorum. Akıl edip de soramadım. Ben babamın paraya ihtiyacı olduğunu ve ona katkı sağlamam için çalıştırdığını düşünüyorum. Çünkü benim masraflarım yanında diğer kardeşleriminde Hollanda’ya gelmeleri için yasal işlemlere başlamıştı. 12 Eylül 1980 günü TSK komutasının yönetime elkoyduktan sonra, ülkede askerden habersiz kuş uçmadığı, yoğun bir solcu avı başlatıldığı, solcular kadar olmasa da ülkücülerin de tutuklandığı ve hapsedildiği günlerdi.   Malatya’da solcu ve Alevi kökenli isen, tutuklanıp sorguya çekilmen sıradan bir durumdu. Lise son sınıfta okuyan küçük kardeşim Şubat 1981 yılı okuldan alınıp tutuklanmış. Kardeşim Elazığ’a götürülmüş ve sorguya çekilmiş. Tutuklulara, kaba dayak yanında, sorgu sırasında onlardan bilgi almak, yada bir suçu yüklenmelerini kabul ettirmek için işkenceye tabi tutulduklarını duyuyorduk. Muhtemelen 11 Eylül’de Türkiye’den ayrılmasa idim, yaşıtlarım gibi köyde bende tutuklanıp sorguya çekilmek durumda kalacaktım. Kimbilir, bana hangi suçu yükleyeceklerdi? Belki bende, günlerce hücreye kapatılacak, kaba ... Devamı

Yaşanılası Şehir Amsterdam (4)

2012-04-19 12:13:06
Yaşanılası Şehir Amsterdam (4) |  görsel 1

  “ Amsterdam kanallarında Kȃgıttan bir kağıt gibi yüzdürüyorum Milȃttan sonraki çocukluğumun hüznünü “ Refah” güzel bir çiçekse eğer N’aapayım hiç kokmuyor ” Can Yücel Amsterdam’a  alışana ve tekrar ben beni bulana kadar hayli uzun bir zaman geçecekti. Annem diğer kardeşlerimle hala köydelerdi. Babam Amstel Bira Fabrikası’nda mayalanma bölümünde çalışıyordu. Evimiz fabrikaya yüz-yüz elli metre mesafede idi. Üç odalı  bir işçi evinde kalıyorduk. Oturma odası yaklaşık yirmi metrekare idi. Odada üç kişilik ikinci el bir koltuk,  üzerinde yemek yediğimiz engin bir çerez masası, bardak vb. gibi içecek kaplarının muhavaza edildiği küçük bir bir dolap, yine duvara dayalı boyu yetmiş, çeperi altmış santimetre yuvarlak bir gaz sobası vardı.  Yatak odam yaklaşık on metre kare vardı yoktu. iki kişilik bir işçi evi idi. Sabahları ağır maya kokusunun rahatsız edici etkisi ile uyanıyorduk. Bira fabrikasının yakınımızda oluşu ve hava basıncının alçak olması sebebi ile böylesi bir koku çevreyi etkisi altına alıyordu. Bazı günler yine hava basıncının alçak olması dolaysıyla şehir ağır bir gübre kokusun etkisi altına giriyor, gegizlerimizi yakıyordu. O yıllarda arabaların tarfikde kurşunsuz ve filitresiz benzin kullanıyor olmalarından dolayı sokakta gözle görülür bir gaz sisi vardı. Şehrin havası bayağı berbattı. Hassas bir midem olduğundan mı ne, kısa süre sonra bende mide ekşimeleri başgösterdi. İlerleyen aylarda ve yıllarda, Türklerde sıkca görülen gasrit dedikleri mide rahatsızlığına yakalanacaktım. Yetmişli yılların sonu seksenli yılların başında, Türkler “Ailebirleşimi ya... Devamı

Bir zamanlar Alevi düşmanlığı kimlere hizmet etti?

2012-04-18 11:30:14
Bir zamanlar Alevi düşmanlığı kimlere hizmet etti? |  görsel 1

Tv dizileri ve toplumsal sorumluluk yada bilinçaltı birikmiş önyargıların dışavurumları İnternet ortamında severek takip ettiğim, konuları sosyal gerçekci yazarlarca kaleme alınmış eserlerinden uyarlanmış senaryoların diziler aracılığı ile topluma enjekte edildiği günümüzde, toplumsal duyarlılıkları hesaba katmayan, yada bilinçaltının dışa vuran önyargılarından habersiz olarak adeta toplumu kutuplaşmaya iten, guruplardan birini ötekileştiren, kriminalleştiren çalışmalara şahit olmak tiksinti verici bir durum.   Ünlü yazar Haldun Taner’den uyarlanan ve Kanal D ‘de yayınlanan Keşanlı Ali Destanı’nda, kriminal tipler olarak Hüseyin ve Cafer isimleri bilinçaltına kazınmakta. Star Tv’de yayınlanan Behzat Ç  polisiye dizisinde sık sık, toplumdışı, düşük ahlaklı kriminal tipler olarak Hüseyin ve Cafer isimlerinin kullanılması da tesadüf olmasa gerek.  TRT 1 de yayına yeni giren Bir Zamanlar Osmanlı –Kıyam isimli dizide, Kızılyılan isimli plan ile Osmanlı’yı içten fetetmek isteyen Safaviler’le Osmanlı’nın mücadelesini konu alan dizinin, Irak ve Suriye’den sonra İran’a her an saldırmaya hazır Batılı Emperyalizmine destek vermekten başka ne olabilirki? Acem karşıtlığını ve düşmanlığını körükleyen  Kıyam isimli ( Hatırlatalım ki,  bugün İran nüfusunun üçte birini Türkler oluşturmaktadır. Dünde, Safavi Devleti öz ve öz Alevi ve Türk devleti idi.) bu dizide Kızılbaşlık-Şii-Caferi-Alevi karşıtlığı kaba bir biçimde işlenmektedir. Olaki bu eleştiriler aşırı bir duyarlılıktan kaynaklanan kaygılardır. Senaristlerin, yönetmenlerin ve yapımcıların dikkatinden kaçan ayrıntılar olabilir. Yayın yönetmenlerinin, eleştirmenlerin, RETÜK - Radyo televizyon Denetleme Üst Kurulu&r... Devamı

Amsterdam'da bir akşam vakti!

2012-04-16 13:44:29
Amsterdam'da bir akşam vakti! |  görsel 1

" HOLLANDA DA BİR AKŞAM Güneş gözümde, Atlas Okyonusu’nda Önümde beyaza çalan sarışın kafanın                                                         ardından Batıyor solgun bir turunç Fetedilmiş bir gezegen sıfatiyle Zaarfort’a dek gösteriyor paslı zincirlerini... Çıkarken Kafeteryadan ayakta esmer bir                                                        kadın Ermenimiyim diye soruyor Ben de Anadolu’da bütün halkların Birbirine benzediğini söylüyorum Kadının yan masada sevgilisi                                                       kahkahayı basıyor " 15 Nisan akşamı saat 19.30 suları oğlum Babo Jan ile kızkardeşim Selver’in evinden ayrıldıktan sonra kendi evimize gitmek üzere pek yakında bulunan De Klerkstraat duragında 12 nolu tranvayı bekliyoruz. Durağın tam karşısında Ouzero isimli Yunanlı bir Taverna’dan bildiğimiz ve tanıdık yüksek tonlu rebetika (*) müziği sesi geliyor. Hava bayağı serin. Oğlum kendini müziğin ritmine kaptırdı, kafasını ve  gövdesini öne eğdi, belini b&uu... Devamı

23 Nisan : Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

2012-04-15 23:52:18
23 Nisan : Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı |  görsel 1

23 Nisan : Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı : April 23rd Independece and Kids Festival 23rd of April is a holiday in Turkey. The holiday is about National Independence and Kids Holiday. The only Holiday on Earth dedicated to kids by our leader “ATATÜRK”. What makes this day special is: from all over the world kids comes to Turkey, stay with Turkish families, have friends from every nations and show their national dances in the national TV. HAPPY KIDS HOLIDAYS to everyone who still has a kid soul inside!    http://www.teachyourselfturkish.com/2009/04/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami-april-23rd-independece-and-kids-festival.php  What makes this day special is: from all over the world kids comes to Turkey, stay with Turkish families, have friends from every nations and show their national dances in the national TV. HAPPY KIDS HOLIDAYS to everyone who still has a kid soul inside!       Devamı

Almanya'ya giden Türk İşçilerine Öğüt (2)

2012-04-15 14:49:13
Almanya'ya giden Türk İşçilerine Öğüt (2) |  görsel 1

Belge 2:  Almanya'ya  işçilerine İş ve İşçi Bulma Kurumunun öğüdü. Kaynak: Gurbet Türküsü Yayınevi: AKSANT Devamı

Yaşanılası Şehir Amsterdam (3)

2012-04-12 15:40:22
Yaşanılası Şehir Amsterdam (3) |  görsel 1

" Okuyup da ne olacaksın! " 1980 yılı, başkalarını bilmem ama benim hayatımda hayli zorlu bir yıl oldu. Hollanda'ya babamın isteği üzerine gelmeden evvel, 1979-1980 öğrenim yılı Malatya Turan Emeksiz Lisesi'nde lise son sınıf öğrencisiydim. İşgaller, sokak gösterileri, silahlı çatışmalar, bombalamalar, grevler, boykotlar, kardeşin kardeşe silah çektiği, siyasetin kaşıkçı düğüşünü aratmadığı, TBMM denen seçilmişlerin bir cumhurbaşkanı bile seçemedikleri günlerdeydik. Adeta keskin bıcak sırtında gibiydik. Göz gözü görmüyordu. Nereden geldiği belli olmayan kör bir kurşuna, yada yeri ve zamanı belli olmayan bir pusuda bıçak darbeleri ile postu deldirmek ve ahirete erken yolcu olmak vardı. Bu korku, kaos ortamında saflaşmıştık. Arada kalanı kimse barındırmıyordu. “ Sagcımısın-solcumusun ? “ sorularına karşılık veremeyenler, her iki tarafında hışmına maruz kalıyordu. “ Ne sağcı ne solcu, abi ben ekmek partisindenim” diyen saflar da dayaktan kurtulamıyorlardı.  “ Kardeşim bu devirde taraf olmayan bertaraf olur” diyorlardı. Bir yandan hükmetlerden, ülkenin idaresinden, düzenden vede devletten umudu yitirken, belkide genç olmanın verdiği iyimserlik ve dinamizim ile yine de gelecekten umutluyduk. Kafalarımızda gerçek olduğunu sandığımız yada hayalini kurduğumuz sosyalist düzen idealleri vardı. Ülkenin her tarafını, dağı-taşı, cadde-sokakları  ideallerle solağanlaştırıyorduk. Bu idealler için ölmeye ant içiyor, içtiriliyorduk.  Sürekli artan siyasi cinayetlerde ölenlerin sayısı binleri geçiyordu. Ülkede adeta bir iç savaş vardı. Son 5 yılda saman köpüğü gibi alevlenen kamplaşma ve çatışmalarda çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu beş bi... Devamı

Almanya’ya işçi olarak giden Türk işçilerine öğüt

2012-04-11 23:31:02
Almanya’ya işçi olarak giden Türk işçilerine öğüt |  görsel 1

İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun Almanya’ya işçi olarak giden Türk işçilerine öğüdü  T TÜRSAV ARŞİF BELGESİ Yayınlanan kaynak: Gurbet Türküsü, 2004, Yayınevi: Aksant Zekanı iyi kullan! İşini çabuk öğren ve en iyi şekilde yap. Bilmediğini sormaktan çekinme. Öğrenmek ayıp değildir. Dikkatsizlik edip, işyerinde malzeme zayıflatma. Zarara, ziyana, sebeb olma. Tembellik etme. Verilen işi tam zamanında noksansız bitir. İstenilenin daha iyisini yapmaya çalış. Boşver diyene uyma. İşyerinin idarecilerine, ustalarına saygı göster. Sağlığını koru! Kendine iyi bak. Sarhoş olma. Uyku saatinde uyu. Uçkuruna sahip ol. Bayrağını düşün! Yabancı ilde iyi işde, kötü işde şahsına yüklenmez. Türklüğe ait olur. Bayrağının şerefini hatırından çıkarma. Rengini atalarının dökülen kanlarından aldığını unutma. Dinden, imandan ayrılma. Onurlu ol! Para biriktireceğim diye gerektiğinden aşağı yaşama. Kimseden öteberi isteme. Muhtaç olsanda belli etme. Borç para isteme. Kendine başkalarını acındırma. Parayla olacak işleri parasız yaptırmaya kalkışma. Cimrilik etme. Kışkırtıcılara sırtını çevir. Aileni, evini unutma! Evine muntazam mektup yaz. Merak ettirme. Sıkıntını ailene yazma. Tutumlu ol. Paranı sokağa atma. Artırabildiğini evine gönder. Paranı yanlız banka vasıtasıyla gönder. Türkiyede ailene Türk parası ödenmek vaadiyle senden Alman parasını isteyenlere kanma. Paran yanabilir. Şerefinle gidiyorsun, şerefinle dön. En iyi dileklerimiz seninledir. Ulu tanrı koruyucundur. Yolun ve bahtın açık olsun! Türk, ögün, çalış, güven. K. Atat&uum... Devamı

Yaşanılası Şehir Amsterdam (2)

2012-04-11 14:15:09
Yaşanılası Şehir Amsterdam (2) |  görsel 1

“ Almanya yolları bükülür gider! ” 1960'lı yıllarının başından itibaren köyden şehre ve yurtdışına yoğun göç oldu. Bu göçün özellikle Alevi toplumu üzerinde yıkıcı ve dağıtıcı bir etkisi oldu. Köyde dirlik düzen yara aldı. Köylü, özellikle de gençler Dedeler’e tavır aldı. Kapitalizmin, ürünü olan plastik kültür köye girdi. Şehrin çok bilmiş, çok görmüş, doyumsuz açgözlü, menfeatci rekabetciliği, sevgi ve saygıya dayalı manevi değerlerin etkin olduğu paylaşmacı köy yaşamını zehirledi. Tüketime yönelik piyasa ekonomisi, maddiyatcılığı öne çıkartı. Manevi değerleri geriye attı. Para-mal-mülk edinme hırsı yükselişe geçti. Önü alınamaz bir değişim yaşanmaya başladı.  Zaman hızlı akıyor, Türkiye hızla değişiyor, köy toplumundan kente nüfus akışı sonrası hızla bir sosyal değişim gerçekleşiyordu. Türkiye, Doğu toplumun değerlerinden uzaklaşıp, Batı toplumuna enteğre olmaya doğru hızla yol alıyordu. Bu durumda toplumda, yeni doğum sancılarına debelenip gebeleniyordu. Köyümüzden de kente ve Avrupa'ya yoğun bir göç yaşanıyordu. Yeni umut ve ekmek kapıları açılmıştı. Köylerde nüfus patlaması olmuştu. Arazi, mal ve davar yeterli gelmiyordu. Doymayan karın düşünemez, düşünemeyen inanç da akıldan fikirden yoksun kör inaç olurdu ki, böyle olduğunu bu süreçde yaşayarak gömüş olduk. Talip inancından gelenek ve göreneklerinden kopuyor, Dede'den ve Ocak'tan uzaklaşıyor yeni deryalara yelken açıyordu. Alevi köylerinde bu değişime ve gidişata ayak uydumayan, durumu kavrayamayan, ve kendini az yetiştirmiş, eksik kalmış Dedeler&rsquo... Devamı

Yaşanılası şehir Amsterdam (1)

2012-04-03 14:29:28
Yaşanılası şehir Amsterdam (1) |  görsel 1

Hollanda’ya ilk ayak bastığım gün 13 Eylül 1980 akşamı idi. 11 Eylül 1980 sabahı İstanbul Yeşilköy havalimanından Frankfurt’a uçtum.  Frankfurt havalimanında benimle yolculuk eden babamın yaşıtları İsmail Duman ve Tozlunun Cafarı isimli  iki köylümle birlikte 8 saat havalimanında adeta esir gibi tutulduk.  Almanların bize layık gördüğü bu muameleye dargınklık ve kızgınlık ilerde hayatımı ekileyecek bir nahoş karşılaşma oldu. İsmail Duman daha önceleri Wuppertal'da yaşayan kardeşinin davetiyesi üzere bir kere Almanya’ya gelip gitmiş. Cafer'in ise ilk yolculuğu. Zar zor bilet parası bulup biraz da borç alıp, bütün derdi kapağı Almanya’ya atıp turist olarak çalışmaktı. Onlara giriş izni verilmedi ve gerisin geriye Türkiye’ye gönderildiler. İsmail Duma'nın kardeşi Hüseyin onları karşılamaya gelmişti. Onların geri gönderilmelerí beni bir hayli üzdü. Yanılmıyorsam 8 saat aç susuz bir odada onlarca kişi hapsedildik. Avrupa ile ilk tanışıklığım böyle oldu. Bu olumsuz tercübe benim için  ilerde  ayrımcılıkla mücadele etme nedenlerinden biri idi.  Babam benim Amsterdam Schiphol avalimanına gelmemi beklerkenö Frankfurt havalimanında tutulduğumu Hüseyin Duman'dan duyar duymaz işçi (voorman) olarak Amstel Bira Fabrikası'ndan izin alıp, trenle Frankfurt’a geldi.  Beni buradan çıkarttılar. Russelheim’de kalan rahmetli akrabam Hüseyin Koluaçık arabasıyla gelip bizi alıp evine götürdü.  Kırıkmetrekare’den daha küçük evlerinde eşi ile misafir ettiler. Sabah kahvaltıdan sonra trenle Anmsterdam’a haraket ettik.  Cahilliğimden mi ne, yolarkadaşlarımı yanlı... Devamı

Hollanda ada bir Türk yazar

2012-03-19 14:46:53

HALİL GÜR HOLLANDA 1974 yılından bugüne göçmen olarak yaşayan Türk yazar Halil Gür'ün 4 Mart'ta Amsterdam kütüphanesinde de Babykamer isimli hikaye kitabının tanıtımı yapıldı. Halil Gür, Hollanda edebiyat dünyasına ilk kitabı olan Gekke Mustafa ile adım atarak kendinden söz ettirmeyi başarmış bir Türk yazardır. Benim tanıdığım ve gözlemlediğim kadarı ile Hali Gür; kendi halinde çalışkan, okumayı ve yazmaya aşık, mütavazi ve ürkek bir kişiliğe sahip. Ürkek derken kimseye zarar vermekten korkan bir dervişlikten bahsediyorum. Kendisi ile uzun yıllar sonra Amsterdam' da Şubat ayı son haftasında bir sohbet için gittiğim De JAREN isimli Cafe' de gazete okurken karşılaştım. Beni geçtiğimiz 4 Mart'ta kitabının tanıtım gününe davet etmişti. Bende önemli işim çıkmazsa geleceğimi söyleyip helallaşıp ayrıldık. 17 Mart Cumartesi güneşli bir bahar havasında bir arkadaşla Amsterdam Vondel Parkt'a gezerken kendisine tekrar rastladım. Kitap tanıtım gününe dalginliktan dolayi unutup gidememiştim. Merhabalaştıktan sonra özürümü dileyip hal hatır sorduktan sonra, benden liletişimde olduğum çevreye kitabın duyurusunu yapmamı rica etti. Bende  severek yapacağım sözünü verdim. Hani bir türkünün mısrasında geçen şu ünlü söz var ya! "Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür.'  Tanıyan ve tanımayan Türk göçmenlerin gurur duyacakları, kendi kendini yetiştirmiş ve geliştirmiş örnek olmuş az sayıda insanlarından biridir Halil Gür. Bir Türk bir atasözünde derki; " Lafa bakılmaz, aynası yaptığı iştir kişinin" . O ada göçmenliğin zorluklarını yaşamış birinci kuşak göçmenlerden bir... Devamı

Göçmek zor. Ancak göçmenlik daha zor (*)

2012-03-05 20:45:13
Göçmek zor. Ancak göçmenlik daha zor (*)  |  görsel 1

GÖÇMEK ZOR, ANCAK GÖÇMENLİK DAHA ZOR! (*) Türkiye Hollanda ilişkilerinin 400. Yılını kutlayan her iki ülkede çeşitli etkinliklerle kutlamaya devam ediliyor. Hollanda’ya 1960 lı yıllarının başından itibaren misafir işçi olarak gelen ve ve burada yerleşen yaklaşık yarım milyon Türk göçmeni bulunmaktadır. Bizler biliyoruzki; hiç bir ağaç köksüz değildir. Her ne kadar 50 seneden beri bu ülkede göçmen olarak ekmeğimizi kazanıp yaşamımızı sürdürüyor olsak da gerçek olan şu ki; bağrından kopup geldiğimiz atayurdumuza olan gönül bağımız devam etmektedir vede daha uzun bir süre de devam edcektir. Ekonomik durağanlığın, ülkelerin iflas bayrakları çektiği bu dönemde; olabilecek en kötü durumlara hazırlıklı olmak ve en az zararla çıkmak için örgütlü olmak mecburiyetindeyiz. “Bir elin nesi var iki elin sesi var!” atasözümüzü rehber alarak oluşturacağımız birliklerle ayakta kalmaya ve toplum olarak kendimizi koruma çaba vermek zorundayız. Geleceği kucaklamaya hazırlanan çocuklarımızın ve torunlarımızın sahipsiz olmadıkları, onların bizlerden devralacakları zorlu, tercübeli ve onurlu bir geçmişleri olduklarının bilincinde olmalarını, birbirleri ile tanışmalarını, dayanışma içerisinde olamalarını sağlamak sorumluluğunu taşıyoruz. İkinci vatan olarak benimsediğimiz Hollanda; misafir işçilikten, yabancı işçiye, ailebirleşimi ile kalıcılaşmaya adım atan göçmenlik serüveni vatandaşlık hakları ve entegrasyonla birlikte yurttaş olma basamağına sıçramış bulnmaktadır. Göçmenliğin zorlu ve sıkıntılı serüveninde deneyim ve bilgi birikimi yanısıra dinamik bir güç olarak şekillenen bizler; sosyal, eko... Devamı

Şubat'ı esir aldı adeta Sibirya soğuğu

2012-02-05 15:48:00
Şubat'ı esir aldı adeta Sibirya soğuğu  |  görsel 1

Ocak ayında bahar havasında geçen kışla alay edip dururken, Şubat başında hazırlıksız esir aldı bizi Sibirya'nın kışı. Sıcaklık aniden sırıfın altına düştü. Geceleri eksi yirmilere vardı.  Kuru soguğun hırsını biraz olsun kar kesti. 3 Şubat'ta Hollanda tümden karın bembeyaz örtüsü ile kaplandı. Buz üstü kaymalara alışkın ve hevesli olanlar kendilerini göletlerin ve su kanallarının üzerinde buldu. Doğa ana ile dalğa geçmek olmaz. Demek ki bir bildiği varmış meğer.  4 4 44 Ekmek parası kazanmanın zamanı ve yeri olmazmış. 4 Şubatı Amsterdam merkezinde güneşli bir havada  tadını çıkardım. Kaynak : babogahmet.blogcu.com Devamı

Merhaba 2012

2011-12-31 16:21:00

UZAK DURMA ÖYLE gel uzak durma öyle vakitsiz seninle gidelim karışalım bulutlara yağdıralım kara kara bulutları damla dalma varalım yeryüzüne araçsız hesapsız ve de kedersiz gel seninle sel olalım beraber yıkayalım yer yüzünü  katalım önümüze süpürelim kötülükleri yıkalım kaldıralım aradan bentleri güneş girsin her eve tomurcuklar patlasın  dallarında hayat ağacımızın çiçekler açsın saf yüreklerinde dünyamın bütün bebeklerinin gel seninle yatalım kış uykusuna dalalım ebediyen rüyalara bir daha geri dömezcesine   Ahmet Yalçın Yıldırım Amsterdam 31 Aralık 2011     ... Devamı

Nisan şakaları varken, Mayıs ayına gülmek düşer!

2011-05-01 20:41:00
Nisan şakaları varken, Mayıs ayına gülmek düşer! |  görsel 1
Nisan şakaları varken, Mayıs ayına gülmek düşer! |  görsel 2
Nisan şakaları varken, Mayıs ayına gülmek düşer! |  görsel 3
Nisan şakaları varken, Mayıs ayına gülmek düşer! |  görsel 4
Nisan şakaları varken, Mayıs ayına gülmek düşer! |  görsel 5

Nisan ayını geride bırakırken, Rahatlatıcı sıcaklığına bıraktım esrarlı gönlümü Mayıs ayında, kanal kıyılarında  Amsterdam beni tutsak almış adeta. Ne bu şehir beni kendime bırakmaya niyetli, Ne de ben bu şehirden vazgeçmeye hazırım.  Bu kocamış ama genç kalmayı bilmiş kentte Damda kedi olmak varken, Dalda beklemeye  kaldık  tek başına. Kısmette tekir kedi olmakda varmış, Hikmetine karşı koymak olmaz Yaradan' ın. Gönül gönüle olmak dururken sevdiğimle, Ne diye atayım kendimi cehennem ateşine? Akıl başın tacı demişler. Ayak uyduğu müddetce başına, Yolunu bulur bir sıra elbette. Devamı

Basak köyünde Kışyarısı Kutlaması 2011

2011-04-08 10:35:00

Basak' da köy idaresinin öncülüğünde gerçekleşen KIŞYARISI KUTLAMASI nı Malatya Güneştv ekibi izleyerek kayda geçirmiş. Geleneksel kışyarısı kutlamasına bağlı kalarak gerçekleştirilen bu kutlama, sürdürülebilir kültürel mirasımızdan biridir. Geçmişte mahalle- mahalle, ev- ev gezilerek kutlanan bu gelenek günümüzde farklılaşarak kutlanıyor. Özü kaybetmeden kutlanması gereken bu türden toplu etkinlikler, muhakkah ki köy halkının birlik ve dirliğine katkı sağlayacaktır.    Buna bezer geleneklere sahip çıkılıp yaşatılması ve sürdürülmesi kültürel-manevi yaşantımıza canlılık kazandırmaktadır. Bu vesile ile, Köylülerimizi, Muhtarı ve Güneştv'yi kutlarım. KIŞYARISI KUTLAMASI NEDİR VE NASIL GERÇEKLEŞTİRİLİR " Yüzyıllardan beri köylerimizde yapılan çok şamatalı bir kış eğlencesidir. Kış yarısı aynı zamanda yaklaşan baharın da müjdecisidir. Genellikle ocak ayının son haftası ya da şubat ayının ilk haftasında yapılır. Oyunun an...a karakterleri Gelin, Koca, Arap ve Tilki’dir. Yardımcı karakterler ise gençler, çocuklar ve ev halkından oluşur, Oyunda rol alan kişilerin abartılı makyajları, tanınmamak için ses tonlarını değiştirmeleri oyunu daha da heyecanlı bir hale getirir. Önce oyunun ana karakterlerini tanıyalım. KOCA Gelinin yaşlı kocasıdır. Uzun boylu bir erkeğe şalvar ve bol giysiler giydirilir. Bol olan elbisesinin içine küçük bir yastık, eskimiş çaputlar ve kuru ot konarak şişman ve kambur hale getirilir. Kağnılarda büyük araba kayışları vardır o da kemer olarak bağlanır. Yaşlı gözükmesi için abartılı bir şekilde yünden sakal ve kaş yapılır. Elindeki bastonuyla titreyerek zor yürür. ... Devamı

MERHABA BAHAR HOŞ GELDİN SULTAN NEVRUZ!

2011-03-14 10:10:00
MERHABA BAHAR HOŞ GELDİN SULTAN NEVRUZ! |  görsel 1

" Nevruz, baharın ilk günüdür ve bu gün kuzey yarım kürede bahar ekinoksunun (günün eşitliği) oluştuğu gündür. Güneşin ekvatora dik açı ile gelir. Gece ve gündüz birbirine eşitlenir. Ayrıca hem kuzey hem de güney kutbu aynı anda gündoğumu hattındadırlar ve gün ışığı her iki yarımküre arasında eşit olarak paylaşılmaktadır."   1995 yılından itibaren Türkiye'de resmi bayram olarak kabul edilen Nevruz, resmi törenler yanısıra halk tarafından farklı etkinliklerle de kutlanmaktadır.   Karanlığa karşı aydınlığın, Esarete karşı özgürlüğün, Eşitsizliklere karşı paylaşımcılığın, Düşmanlıklara karşı barışın ve kardeşliğin Bayramı  Nevruz Tüm kuzey yarım küreye kutlu olsun! HOŞ GELDİN SULTAN NEVRUZ!... Devamı

Kış Yarısı Kutlaması

2010-12-24 00:45:00

www.camsih.com  isimli siteden indirdiğïm Yılbaşı Kutlaması başlıklı bu yazıda konu olan oyunumuzu paylaşmak istiyorum. MALATYA'DA KIŞ YARISI ETKİNLİĞİ İLGİ GÖRDÜ MALATYA (İHA) - Hekimhan ilçesine bağlı Kocaözü beldesinde Türk kültüründe önemli yeri olan geleneksel "Kış Yarısı" etkinliği düzenlendi. Bir araya gelen belde dışındaki Kocaözülüler birlik ve beraberliklerini pekiştirdi. 2 Subat 2010  www.malatya guncel.com         ÇAMŞIH’ TA KIŞ YARISI Yüzyıllardan beri köylerimizde yapılan çok şamatalı bir kış eğlencesidir. Kış yarısı aynı zamanda yaklaşan baharın da müjdecisidir. Genellikle ocak ayının son haftası ya da şubat ayının ilk haftasında yapılır. Oyunun ana karakterleri Gelin, Koca, Arap ve Tilki’dir. Yardımcı karakterler ise gençler, çocuklar ve ev halkından oluşur, Oyunda rol alan kişilerin abartılı makyajları, tanınmamak için ses tonlarını değiştirmeleri oyunu daha da heyecanlı bir hale getirir.  Önce oyunun ana karakterlerini tanıyalım. KOCA Gelinin yaşlı kocasıdır. Uzun boylu bir erkeğe şalvar ve bol giysiler giydirilir. Bol olan elbisesinin içine küçük bir yastık, eskimiş çaputlar ve kuru ot konarak şişman ve kambur hale getirilir. Kağnılarda büyük araba kayışları vardır o da kemer olarak bağlanır. Yaşlı gözükmesi için abartılı bir şekilde yünden sakal ve kaş yapılır. Elindeki bastonuyla titreyerek zor yürür. Oyundaki rolü: Kendisiyle dalga geçilince bastonu sopaya dönüşür... Devamı

TÜRKİYE-HOLLANDA DOSTLUK MAÇINDAN İZLENİMLER

2010-11-22 15:32:00

17 Kasım 2010 Amsterdam-Arena stadyumunda, Gus Hiddink yönetiminde Türkiye - Hollanda  Dostluk Maçı gerçekleşti. Dünya kupasında final oynamış bir takıma karşı yeni bir kadro ile sahaya çıkan A Milliler iyi bir oyun sergilediler. Üçte ikisi dolu olan stadyumun seyircisinin yarıdan fazlasını çoğunluğunu kızlı-erkekli Türk gençlerin oluşturduğu  A Millilere desteği takdire değerdi. Sahaya atılan bir kaç hava fişeği haricinde olgun bir seyirci kitlesi oluşturan gençler, zaman zaman amigoların da tepkisini çektiler. Gerek medya ve gereksede kamoyunda  DOSTLUK ve sevgi barış için  hiç bir hazırlık yapmayanlar Türk seyircisinden  SEMPATİ beklemeye hakları yoktur. Bir Türk atasözü şöyle der: Rüzgar eken fırtına biçer! Sinterklaas isimli kutlamaların tam bir aya yayıldığı bu günlerde, hala yanında karaderileri hizmetkar-uşak olarak lanse edip aşağılayan, SİNT NİKOLAUS'un ( Aziz Nikalaos)  Türkiye değil de İspanya' dan geldiğini kakan bu kültür doğaldır ki, göçmen Türklere yaranamaz ve ne  kolay asimile edebilir ne de diz çöktürebilir. Hollanda da doğup büyüyen bu gençlerin Hollanda milli takımına en ufak bir ilği ve sempatisinin  olmamasının bir nedeni de son yıllarda artan müslüman düşmanlılığı, ırkçılıktır. Türkiye taraftarlarının  turibüninde yanımda oturan ve bir Türk bayanla evli Hollandalı Hansa, " Hangi taraftansın" diye takıldım. Dediki " teknik direktör bizden, takım da bizden tabiki Hollanda".  Adam biraz haklı. Sanki Türkiye de teknik adam yok Hiddink'e kaldık. Ersun Yanal'da benzer bir uygulamaya gitmisti. Hemen adamı alaşağı ettiler. Bizde hala bir Avrupalı ve yabancı hayranlığı var. Özellikle de bu... Devamı

KURBAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN !

2010-11-17 17:43:00

Bugün KURBAN BAYRAMI nın üçüncü günü. Her ne kadar birinci gün kutlansada, üç güne yayılması yerinde bir gelenek. Bayram ne demek? Neden bayram ki? Hergün bayram olsa daha iyi değil mi? Soruların sorulduğu ve değişen zamanda ve değişen toplumda ve ilişkilerde, bayramlarda değişmekte ve değişik algılanıp kutlanmakta. Her ne kadar biçimsel yanı öne çıkmış, özün gölgelendiği bir bayram olsa da, isminden dolayı özün kaybolmadığı bir gelenek olarak hatırlanır ve kutlamalar devam eder. Gençlerin iyi algılaması için beğendiğim KURBAN BAYRAMI nedir? ve önemini kısaca anlatan İlhan Dülger imzalı bir bayram yazısını ve bir tasviri altta olduğu gibi alıntılamakla başlamak istiyorum.    Kurban nefsi - bencil benliği - ego'yu simgeliyor.   Onların, nefsini samimi olarak kurban edebilmeyi bu raddeye ulaştırdığını gören Allah, ona bir kurbanlık koyun göndererek ikisine de dünyada “saf nefis”le yaşama yolunu açıyor. KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN! Düşmanlıkları, kibri, hırsı, hıncı, cimriliği, almayı... yenerek "karşılıksız sevgi"yi, “karşılık beklemeden verme”nin yolunu açan bu akışta verebileceklerimizigönülden vererek biz de akalım. "  Şeker Bayramı'nda olduğu gibi Kurban Bayramı'da  tüm İslam Dünyası'nda kutlanmaktadır.  Kurban bayramının hikayesi malum, bu yazıda kısaca anlatılmış.  Günümüzde islam toplumları, ezilmişliği, tahakümü, yoksulluğu, çaresizliği, kan ve gözyaşını, yıkımları yaşarken, Hiristiyan ve Musevi toplumları refahı, ilerlemeyi ve hakimiyeti yaşamaktadır. Yanı başımızda Irak, Afganistan, Pakistan, Filistin v.s bir yandan savaş, kan ve göz yaşın sel... Devamı

Çiçeklere takılıyorum

2010-11-08 13:54:00

Sokaklara çıkıyorum sıkca Öylesine, nefes almak için Çiçeklere takılıyorum oldukca Bir nebze sukünet bulmak için Dallarına tutunuyorum agaçların Yükümü tartmak için Yere düşen yaprakları kaldırıyorum sıkca Ezilmesin, ufalanmasın diye damarları Gözlerine bakıyorum insanların çocukca Gülümseyen yüzler arıyorum utangaçca Bir merhaba diyebilmek için Tebessümle geri dönüyorum evime Bir soluk umut biriktirmek için!  Amsterdam Kasım 2010 Devamı

Amsterdam sokaklarında ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri

2010-10-25 20:12:00
Amsterdam sokaklarında  ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri |  görsel 1
Amsterdam sokaklarında  ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri |  görsel 2
Amsterdam sokaklarında  ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri |  görsel 3
Amsterdam sokaklarında  ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri |  görsel 4
Amsterdam sokaklarında  ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri |  görsel 5
Amsterdam sokaklarında  ekim ayı ortasında sonbahar çiçekleri |  görsel 6

Ekim ayı ortalarında Amsterdam sokaklarında sonbahar çiçekleri Devamı

zamansızlığa yolcu ettim sevdiklerimi

2010-10-23 15:33:00
zamansızlığa yolcu ettim sevdiklerimi |  görsel 1

zamansızlığa yolcu ettim sevdiklerimi   bu sıra yere düşen güz yarprakları arasında ışığa başkaldıran çiçekleri kayda geçiyorum bu sıra kanserden sararıp dökülen sevdiklerimize ayan olsun diye bakıyorum çiçeklere dün gece odama ayışığı düştüğünü farkediyorum karabulutlar arasında salınan dolunaya bakınca bir acayip iç burukluğu geçiriyorum uyku sersemliğinden mi  nedir ürperiyorum bu sıralar zamansızlığa yolcu ettim sevdiklerimi bir türk atasözü derki " giden geleni aratıyor "    ben de isterim ki her yeni gelen gidenleri hatırlatsın bize  teselli bulmanın başka bir yolu varmı bilemiyorum bilmediğim şeyler bildiklerimi unutturuyor bana çiçeklere tutunuyorum bu sıra bir hikmeti olsa gerek   amsterdam 23 ekim 2010 Devamı

Özgün bakış

2010-08-26 12:37:00
Özgün bakış |  görsel 1
Özgün bakış |  görsel 2
Özgün bakış |  görsel 3

1. Resim: 22 Agustos sabahı yoldan geçen arabanın üzerinde yapışık duran  ilanı farkedince Özgün bana ; Ahmet abi bu yazının anlamı ne diye sordu. Bende yazıyı tercüme eder etmez hemen resim makinamın tuşuna basıverdim. Bizim çocuklar, bizim çevre-yaşamalanı, bizim gelecek!  İyiimserliğin dibe vurduğu böyle bir zaman diliminde doğru fotoğraf etkili bir umuda çağrı gibi duruyor. 2. Resim:  Dünya doğallığını kaybederken, Amsterdam  her geçen sene bir daha doğallığa doğru yol alıyor. Alın size Amsterdam´ın göbeğinde yol ortasında bir Günebakan çiçeği. Bu şehirde artık saksılarda duvar diplerinde , parklarda ve bahçelerde, dünyanın her kösşesinden bir bir çeşit baharat ve çiçekleri bulmak münkün. Bu kente doymuştum ama salt bu yüzden beni buraya bağlıyor bu gidişat. Bu yıl çektiğim resimler bunun bir kanıtı olsa gerek. 3. Kavak agaçlarında oluşan göz şekilleri. Acaba birileri özel olarak mı bu şekli veriyor dedirtircesine, göz göze bırakıyor insanı. Devamı

Şehitlerimizin anısına saygıyla

2010-06-21 13:33:00
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 1
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 2
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 3
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 4
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 5
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 6
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 7
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 8
Şehitlerimizin anısına saygıyla |  görsel 9

Bu memlekette hala gelincikler bir daha ağlamasın, analar kuzusuz kalmasın diye, taze bedenlerini kahpe kurşunlara siper edip,  vurulup toprağa düşen, vatan  uğruna canını feda eden erlerin, ılık ılık akan kanlarının vebali büyüktür.  Bu ülke de tarlalar gelinciksiz, gökyüzü ay yıldızsız kalmasın! Devamı

BU KEZ OYUM, SOSYALİST PARTİ´YE!

2010-06-09 10:48:00

BU KEZ OYUM, IRAK´IN AFGANİSTAN´IN İŞGALİNE KARŞI ÇIKAN SOSYALİST PARTİ´YE!       Bu kez ne TüRK sifatı kullanıp oy avcılığı yapan adaylara ve partilere ve nede eşit hak-hukuk deyip, ` Turkse Netwerk` gurupları kuran menfaatcıların tavsiyelerine uyacağım...Oyumu SP Listebaşına verceğim. Anlayana siviri sinek saz.... Yarın seçim var! Nerde mi var? Hollanda denen ülkede. Bu ülkede kimin düdüğü çalıyor? Küresel-emperyal sermayenin! Yönetim biçimi ne? Monarşi ve parlementarizim! Uluslararası dostları yada dayandıkları güç kim? İngiltere ve Amerika. Dünya politikalarında bu yakınlık açıkca görülür. Kısacası şu anda dünyayı yöneten kasıp kavuran ve sömüren güçlerle ortak! AB birliğinde pek esamesi yok ama yinede kurucu üye. Hollanda'nın Türkiye ve Hollanda'daki Türkler ( Türkiye vatandaşları konusunda ) izlediği politika nedir? Asimilasyoncu, yıkıcı, ayrımcı ve de ırkçıdır! Hali hazırda Balkenende hükümetleri döneminde de anti Türkiye ve Atatürk Türkiyesine karşı her kalkışı ve düşmanca saldırıyı desteklemiş, ikili anlaşmalarına sadık kalmamıştır. Mesale Ermeni lobisi, etnik-kürt bölücülüğü, radikal-dinci, ılımlı-islamcı ( Ne demekse?) demokrasiye, sosyal hukuk devletine, ülkenin birliğine karşı olan her hakarete, hoşgörü göstermesinin ötesinde, açık ve gizli destek vermektedir. Mesale son olaylarda İsrail´e açıkca arka çıkan tek ülkedir. Oluşturulmak istenen bir uluslarası komisyona karşı çıkmaktadır. Italya da Berlisconi gibi bir diktatöre ve imparatorluğuna  bu konu " onların içmeselesidir" diyerek destek vermiştir. Ama konu Türkiye olunca durum değişiyor, hemen ak... Devamı

Amsterdam Vondelpark mei 2010

2010-06-07 11:50:00
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 1
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 2
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 3
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 4
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 5
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 6
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 7
Amsterdam Vondelpark mei 2010 |  görsel 8

Mayıs ayının güneşli havalarında öylen ve akşam saatlerinde fırsat buldukca, Amsterdam'ın şehiriçi ve şehirdışı parklarında ve kanal kenarlarında, sokaklarda, evlerin önlerinde gözüme ilişen gülleri çiçekleri ve hoşuma giden görüntüleri amatör dijital kameramla kayda geçirme merak bundan 15 yıl önce başlamıştı ancak bu bahar nedense daha yoğunlaşmaya başladım. Yine mayıs ayının son güneşli günlerinden bir gün öyle vakti A&H isimli süpermarketten öylen azlığımı alıp,  Vondelpark’a yöneldim. Bu parkın benim hayatımda çok önemli bir yeri var. Burası, her canım sıkıldığında ve kendimi yanlız hissettiğim günlerde bana yoldaş oldu. Gerek bitki örtüsü çeşidi, gerekse de estetik yanı ile hep kendimi arayıp bulduğum bir sıgınak olmuştur. Uzunluğu iki kilometreyi ve genişliği bir kaç yüz metreyi bulan parkın girişinde bir de Vondel isimli ünlü tiyatrocu -yazar kişinin anıtı bulunmaktadır. Bu ünlü kişinin adını alan parkın özelliği;  yerlilerin yanısıra turistlerin de gezip dinlendiği, sıcak havalarda güneşlendiği, gençlerin buluşup eğlendiği, çocuklu ailelerin uğradığı, cafe-barların geç saatlere kadar açık olarak hizmet vermesidir.  Parkın sürekli kalıcı konukları ise balıklar ve kuşlardır. sayıları ve çeşidi artan kuşların bir kısmı sezonluk uğrarlar. Belli bölümlerinde köpeklerde serbestce dolaşmaktadır.  Bu park şehrin adeta nefes borusu gibidir.  Kış yaz demeden açık olan ve sürekli bakımı ve yenilenmesi çalışmaları süren bu parkta, haziran ayı başından agustos sonuna kadar her yıl düzenli yaz proğramları düzenlenir. Parkın ortasında bulunan açık hava sahnesinde düzenlenen proğramlarda, müzik, tiyatro v... Devamı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü ANLAYABİLMEK!

2010-05-30 11:08:00

“Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda karşı koyuşları yok eden olacaksın. Önüne sayılamayacak güçlükler yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu güçlükleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1908 (Atatürk'ün S.D.V, s. 112)   Devamı

Mayısda nede delidir gönlüm

2010-05-25 11:28:00
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 1
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 2
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 3
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 4
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 5
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 6
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 7
Mayısda nede delidir gönlüm |  görsel 8

... mayısda nede delidir gönlüm ve nede etse yeridir gönlüm ... yer dedimde 24 mayıs 2010 günü amstelkanalı kenarında bir yürüyüş eyledim fotoğraf kamerama takılan görüntülerden bir kaçını buraya aktardım umarım beğenilir. Devamı

Mayısda bir başkadır bahar

2010-05-23 12:32:00
Mayısda bir başkadır bahar |  görsel 1

Mayıs ayı için o kadar çok güzel söz edilmişki ben yenisini eklemeyeceğim. Sadece  çiçeğe konmuş olarak grörüntülediğim bir bal arısının fotrafını ekleyerek;  mayısı doğasıya yaşayınız dileğimi iletmek istiyorum. Devamı