ÇANAKKALE ZAFERİ

2017-03-17 20:52:00
ÇANAKKALE ZAFERİ |  görsel 1

Atatürkcü Düşünce Derneği Hekimhan Şubesi üyesi Halil Kaynarca beyefendinin 18 Mart 2017 günü düzenlenmesi düşünülen toplantıda ''Çanakkale Zaferi '' başlıklı hazırladığı konuşma metnini olduğu gibi yayınlıyorum.

Sayın Konuklar

Üyesi olmakla onur duyduğum Atatürkçü Düşünce derneğinin değerli üyeleri

Sizleri saygı ile sevgi ile selamlıyorum.

İlçemizde bu derneği kuran , çeşitli yönetimlerde görev alan ve bu güne getiren temsilcilerini ve görevi yeni devralıp bu etkinliği düzenleyen yeni başkan ve yönetimini de kutluyor başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar !

Biliyorsunuz ki bu dernek Ord prof.Dr Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ile daha sonra aydınlığa sıkılan kurşunlarla karanlık adamlar tarafından katledilen aydın bir ilahiyat profesörü olan Bahriye Üçok,ve gene aynı akıbete uğrayan Prof Muammer Aksoy öncülüğünde  19 mayıs 1989 da kurulmuştur.

Derneğin kuruluş amacında  ‘Atatürk ilke ve devrimlerinin geriye çevrilmek istendiği, ama engel olunup sonsuza kadar yaşatılacağı’ yer almaktadır.

Rahmetli Hıfzı Veldet Velidedeoğlu hocamız, karanlık güçlerin emelini bildiği için  ‘Karşı devrim,1980-1990’ adlı tarihsel belge olan eserini tamamladıktan sonra 1990 yılında vefat etmiştir.

Değerli Arkadaşlar Mustafa Kemal Yarbay rütbesine gelmeden pek çok olayların içinde ve kahramanlıkları vardır . Örneğin Suriye de ,Trablus ta Pek çok olayların içindedir. Örneğin Sofya ateşeliği,Pariste Harb oyunların katılımı,Cumalı karargahı deneyimleri,Padişah adayının yaverliği gibi pek çok olarda aktördür.Ama en belirgin şekilde dünya uluslarınca da tanınması  bu gün andığımız ve kutladığımız Çanakkale savaşları ile olmuştur.

Niye Çanakkale, niye onca düşman? Hani derler ya yedi düvel.

Sanayi devriminden itibaren giderek büyüyen üretim bir yandan ham madde gereksinimini artırırken diğer yandan yeni pazarları gerektiriyordu.Diğer yandan giderek büyüyen sermaye birikimi yeni yatırım alanları bulmaya yöneliyordu.Avrupa’nın büyük devletleri 19. yy boyunca farklı hızlarda gelişmişlerdi.ve gelişmelerini sürdürebilmek için etki alanlarını genişletmekte sıkı bir rekabet içindeydiler.Birleşik krallık,Fransa ,Almanya,Avusturya-Macaristan,imparatorluğu,ve Çarlık Rusya’sı nın ilgi alanları çok yerde iç içe girmektedir.Bu rekabet 20. yy başında bir savaşı kaçınılmaz olarak gündeme getirmişti.Bu ülkeler arasında süreç içinde oluşan ittifaklar da olası savaşın Avrupa çapında bir savaş olmasına yol açacaktır.Netleşen bu ittifaklar İngiltere,Fransa ve çarlık Rusya’sının oluşturduğu İtilaf devletleri,ile ,Almanya,Avusturya Macaristan imparatorluğu ve İtalya’nın oluşturduğu ittifak devletleri bloklarıdır Bu bloklaşmalar Avrupa dışı paylaşımı konu almaktaydı..Yani Avrupa dışının paylaşım savaşı.

İyi de bu pek çok güçlü devletlerden önce kurulan zamanında onları dize getiren Osmanlı idi.Şimdi o devletlerin anlatılan gerekçelerden dolayı neden Osmanlı paylaşıma konu oluyor?

Sayın konuklar. Tarih içinde bazı kişilikler biyolojik olarak bilinen tarihlerde doğmazlar.Onların doğumları ya da bazı olayların nedenleri tarihin derinliklerinde saklıdır.Seçtiğim bazı örneklerden söz etmek istiyorum.

-Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacib,çiçeği burnunda İslamlaşmanın etkisi ile,kadının doğmamasını ,doğarsa onların yerin altına layık olduğunu,kadının evde fazla tutulmaması gerektiğini,kızları olanın bahtsız olup evinin mezarlığa yakın olması gerektiğini ne yazık ki bir çok erdemleri içeren anılan kitabında söz etmektedir.Bu bir yazarın görüşü olmaktan çıkıp Selçuklu veziri Nizamül-Mülk tarafından devlet siyaseti yapılmış,böylece Türk toplumu Mustafa Kemal’e kadar bin yıl yarım ve topal yaşamıştır.

-Selçuklu kendisini meydana getiren asli unsura yabancılaşmış,Gulamhane denilen okullarda yetiştirdikleri yabancı kökenlileri sarayda yüksek makamlarda görevlendirmiş,devletin tımar gelirleri ile,ortak kullanımda olan yayla ve meralar onların eline geçmiş yabancı asker desteği ile Türkmen halk toplu kıyıma uğratılmıştır.Aynı durum Osmanlıya da intikal etmiş,kendisini meydana getiren Türk unsuruna yabancılaşmış, en son sıra ve değerde  teba haline getirilmiş,Anadolu, fethedilecek yabancı topraklar olarak görülmüştür.

-Saray,ordu,medrese,ulema sınıfı hep tüketici olmuş,Üretici köylü ezilmiştir.

-Türkmen halk çift bozan durumuna düşüp,kaçarak zaptiyenin ulaşamayacağı kuytu yerlerde yaşam olanağı aramıştır.

 -Bilim uygulanma alanı bulamadığından üfürükçülerden çözüm aranmıştır.İlericilikle tanınan padişah 3. Mustafa Prusya Kralı Frederik’e Elçi Ahmet Resmi efendiyi göndererek kendisinden müneccim istemiş,o da  ‘benim müneccimim,iyi bir tarih bilmek,bütçeyi denk tutmak,ve orduyu her an savaşacakmış gibi hazırlamak’ diye cevap vermiş.Bu olayı düşündükçe hala utanırım.

-Hafız Mustafa adında biri Tire Kazaz camiine imam olmak için saraya başvurmuş, ‘olur ama her gün Padişah efendimizin sağlığına dua edilirse’ yanıtını almış

-Sarayda boşalan bir nazırlığa aday aranırken padişaha istihareye yatması önerilmiş,rüyasında kimi görürse en hayırlısının o olacağı söylenmiş.Padişah rüya görene kadar bu olay tekrarlanmış, en sonunda cenaze Hasan diye biri padişah’a görünmüş.O da yapmayın etmeyin ben bu işten anlamam dediyse de Padişahın rüyası galip gelip,adam cenaze Hasan paşa olarak vezarete atanmış.Atanmış ama Kırım bu vezirin zamanında elden çıkmış.

-Halkın inancına karışılıp,fermanlarla toplu katliamlar yapılmış.

,Vatanın bütünlüğü için kendisine önerilerde bulunan Rauf Orbay’a ‘Bu millete bir çoban lazım o da benim’ diyebilen padişahlar çıkmıştır.

 

Ve.Bütün bu gerçeklerin karşısında   İyi bir tarih bilen Mustafa Kemal var.Mustafa Kemal’in doğumunu  bu açıdan saptamak zordur.

Değerli konuklar.Mustafa Kemal’in de dediği gibi dinsiz millet olmaz.İnanç olayı insanlığın varlığından bu yana insan vicdanında yer almıştır.Bu düzgün insanların oluşturacağı bir toplumun düzen içinde yaşamasını sağlamaya yönelik uyulması gereken kuralları içermektedir.

Ama uluslar arası ilişkiler ve savaşları düzenleyen kurallar ve araçlar da bilim ve fennin eseridir.

Savaşlarda din motivasyonu kullanmak elbette önemlidir.Ama bilimin üretimi ile ancak sonuç alınabilir.Osmanlı bunun farkına belki asırlar sonra varmış ,bu açığını kapatmak için insan ve hayvan sağlığı ile topçulukta kullanılan mühendislik eğitimini askeri olarak açmak zorunluluğunu anlamış,ama geç kalmıştır.Bu yüzden 1699 Karlofça anlaşması ile beraber hep toprak kaybı ve gerileme yaşamıştır.1820 li yıllarda Yunanlıların galibiyeti ile sonuçlanan savaşta yunanlılar bağımsızlığını almış,buranın kaybının dinen önemli olmadığına ilişkin fetvalar çıkarılmıştır.

1912 ve 1913 yıllarındaki balkan harbi ve sonuçları da bu gerilemelerin  devamıdır .

Osmanlı devletinin savaş istemediği bilinir Ama ne çare ki ordunun üst kademeleri Almanlara emanet edilmiş,İngiltereye sipariş edilip parası ödendiği halde verilmeyen iki zırhlının yerine Göben Ve Breslav zırhlıları emrivaki ile Osmanlıya satılmış veya satış gösterilmiş ,o gemiler karadenizde Rus limanlarını bombalamışlar ve Osmanlı kendisini harbin içinde bulmuş.

İşte bu durumda itilaf devletlerinin Çanakkale kapılarına dayanması ile kasım 1914 Çanakkale deniz savaşları başlamıştır.

Deniz savaşları denince iki tarafın gemileri denizde savaşılıyor anlaşılmasın .Türk tarafının sadece 25 metreyi aşmayan bir tek gemisi olup Nusrat mayın gemisidir.Onun dışında bir deniz gücü yoktur.Yzb hakkı komutasındaki bu geminin dışında karada topçu bataryaları vardır.Bu bataryalar tükenene kadar düşman torpido ve zırhlıları ile çarpışılmış Nusrat mayın gemisi çok isabetli bir taktikle düşman gemilerinin arasından sıyrılarak,en uygun yerlere mayınlarını döşemiş,zırhlılar dahil pek çok gemi batırılmış ortak düşman geri çekilmiş ,karadan çıkarma yapılarak savaşı kazanmak yolunu seçmişlerdir.18 mart 1918

Böylece ender savunma  zaferlerinden biri gerçekleşmiştir.

Geride yakılıp yıkılmış,personeli şehit olmuş Türk tabyaları,Yüzbaşı hakkı,Hasan ve Mevsuf kahramanlar,270 kiloluk mermiyi tek başına topa süren Seyit Ali onbaşı adları ile sonradan Mersin limanında çürümeye terk edilen Nusrat mayın gemisi kalmıştır.Bu gemi sonradan Tarsuslular tarafından satın alınarak 3 parçaya ayrılıp Tarsus’a getirilmiş montaj ve restorasyonu yapılıp  Çanakkale parkına konmuştur.

Değerli arkadaşlar .Çanakkale savaşlarının deniz cephesi böylelikle zaferle sonuçlanmış,düşman bu kez de bu zaferden 37 gün sonra Gelibolu yarımadasına çıkarma yapmak suretiyle İstanbul’a ulaşmak yolunu seçip kara savaşlarını başlatmıştır.Bu her iki savaş da bir birinin devamı olup iç içedir.Bir diğerinin tamamlayıcısıdır.

Değerli arkadaşlar 25 nisan 1915 günü başlayan kara savaşlarında kurulan 5. ordunun komutasına tam yetki ile Alman Liman Von Sanders paşa getirilmiştir.Neden böyle bir yola gidildiğinin izahını birazcık anlatmaya çalışmıştım.Eğitimden teknolojiden,lojistikten gelen gereksinimler  o günkü yöneticileri  bu karara vardırmış olabilir.Bir de Almanya’nın bu işi nasıl kabul ettiği meselesi var ki düşünmeye değer.Doğuda Ruslara cephe açtırıp,Avrupa’da Almanlara karşı Rus güçlerini bölmek de bu planın içindedir.Sarıkamış’ta 90 bin dedelerimizin ölümü de biraz bu yüzden biraz da başındaki komutanın takdir kısırlığındandır.

Sayın konuklar Çanakkale kara savaşları denilince aklıma gelen birkaç isim vardır.

Bunlardan birincisi elbette Mustafa Kemal’dir.

O ,cephaneleri tükendiği için ateş hattından kaçan askerlere rastladığında ‘Nereye kaçıyorsunuz,düşmandan kaçılmaz’,’cephanemiz bitti’ sözlerine karşı da ‘Süngünüz var’ deyip ,’süngü tak ve yat’  komutunu verecekti.Bu durumu gören düşman da yatmıştı.Mustafa Kemal Ruşen Eşref Ünaydın’a verdiği mülakatta kurtulduğumuz an o andı diyecektir.

Bu eylemden sonra yetişen 57 alayın öncü birliğine şu emri verecektir .;’ Ben size muharebeyi değil,ölmeyi emrediyorum’ diyecektir.Gerçekten ölüme giden ölümsüz kahramanları hatırlıyorum ben kara savaşları denilince.  Ve ben Topkapılı cambaz Mehmet’i hatırlıyorum

Bir görüşmesinde Emrinde olduğu Alman generalinden tüm kuvvetlerin komutasını isteyen Mustafa Kemal’e ‘Çok gelmez mi’ sözlerine karşılık ‘Az gelir’ diyen Mustafa Kemal’i hatırlıyorum Bu konuşmalara tanık olan ve Alman generalin karargahında görevli Binbaşı Kazım beyi hatırlıyorum..Kim bu Topkapılı cambaz Mehmet,kim bu Binbaşı Kazım bey? Anlatacağım

Ben Çanakkale savaşları denilince tarafların ilerlemeksizin kilitlenen cephede kazılan hendekleri, başını kaldıranın vurulup şehit olduğunu,10 metre ötedeki hendekte vurulan arkadaşına yardıma gitmek için yanındaki komutanından izin isteyen askeri hatırlarım.’Gitme oğlum o zaten ölmüştür’ dediğinde de dinlemeyip giden askeri ,arkadaşını omuzlayıp getirişini hatırlarım ve ‘Oğlum bak ölmüş canını tehlikeye attın’ dediğinde de ‘Hayır komutanım ben gittiğimde ölmemişti ve bana ‘geleceğini biliyordum dedi’ dediğini hatırlarım.

 

Ve ben ölüme giden askerlerin önünde tutunamayıp,tası tarağı toplayarak kaçan,kaçarken de bıraktıkları ağırlıkları yakan,karaya çıkardıkları hayvanları vurup,zayiat vermemek için muharebeye devam edeceklermiş gibi numara yaparak İskenderiye limanına kaçan düşman donanmasını  hatırlarım.

Ve ben şehit olan  100 binlerce insanın temsili mezarlarını ve dikilen şehitler abidesin hatırlarım

Ben,dünyanın öbür ucundan,dünyanın mazlum halklarından yerinden yurdundan koparılıp getirilmiş,savaştırılmış,ölmüş insanlar hatırlarım,Anzakları Avustralyalıları hatırlarım.Çanakkale denilince .Bu ölen insanlar için oraya dikilen kitabe üzerindeki Mustafa Kemal’in söylediklerini hatırlarım .Bana, benim anama  söylenmiş gibi özümser ağlarım zaman zaman.O diyordu ki;

Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar !Burada dost bir vatanın toprağındasınız.Huzur içinde uyuyunuz.Sizler Mehmetçikle yan yana ,koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz.Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.Huzur içinde rahat uyuyacaklardır.Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımızdırlar.

Sayın konuklar;Çanakkale savaşlarının tarih içinde önemli sonuçları vardır.

-Londra- Moskova hattı kesilmiş,Çarlık Rusya’sının yıkılması engellenmemiştir.

-İtilaf devletlerinin yenilgisi onların sömürdüğü uluslardaki özgürlük bilincini geliştirmiştir.

-İstanbulun işgali 2 yıl daha ertelenmiş,Osmanlı 2 yıl daha nefes almıştır.

-Ulusal bilinç kazanılmıştır.

-Eğitimli insanların çoğunluğu da içinde olmak üzere 211 bin şehit vardır.

-Bu savaş Ulusal kurtuluş savaşının kazanılmasında önemli bir prova olmuştur.

- Bu provada Cambaz Mehmet ve Binbaşı Kazım tanınmıştır.Biraz evvel bunları anlatacağımı söylemiştim.Anlatayım

 

Sayın Konuklar!

Çanakkale savaşlarından sonra Mustafa Kemal doğuya artık paşa olarak gidecektir.Muş ve Bitlis yörelerinde önemli hizmetler verdikten sonra Adana’ ya Yıldırım orduları komutanı olmuş ve saraydan bir telgraf almıştır.

Fransızların karaya çıkma ihtimalleri vardır,onlara nazik davranıla’ der telgraf.Görevden azledilmesi iki dudağın arasında olan saraya şu telgrafı çeker;

Buyruğunuz yaradılışıma aykırıdır’ der.

Bunu İzmir’de bir parkta Mustafa Kemal’i okuyan ihtiyar yurttaşımıza söylediğimde hüngür hüngür ağladığını unutmayacağım.

Bunun üzerine birliği lağvedilen. M.Kemal Yaveri ile İstanbul’a gelir.Haydarpaşa’da Yaveri Celal Abbas bey ‘Paşam bunlar düşman gemileri’ deyince M.Kemal ‘Geldikleri gibi giderler’ diyecekti.

Değerli arkadaşlar,M.Kemal İstanbul’da 16 mayıs 1919 tarihine kadar 6 aya yakın bir süre kalır ve Padişah dahil bir dizi görüşmeler yapar.Üst düzey askeri görevlere talip olur .Amacı Anadolu’da lojistiği ve birliklerin konuşlanmasını istediği gibi sağlamaktır.Vermezller.Ama bu görüşmelerden sadece Niğde’deki kolordunun yürüyerek Ankara’ya gelmesini sağlayabilmiştir ve buna daha sonra Ali Fuat Cebesoy komuta edecektir.Ali Fuat paşanın babası olan İsmail Fazıl paşanın dünürü olan Maarif nazırı aracılığı ile pek çok devlet adamı ile kendisinden kuşkulanmayacak şekilde görüşmeler yapar.Bu arada Genel kurmayda önemli bir görev alan Binbaşı Kazım Bey artık generaldir.M:Kemal Liman Von Sanders ’Emrindeki kuvvetler bana az gelir dediğinde ona gizliden hayranlık duyan binbaşı artık paşadır ve önemli bir mevkidedir.Samsuna çıkış görev emrini ve kapsamını yetkileri onunla birlikte yazarlar ve padişaha imzalatılmasında rolü vardır bu adı öne çıkmayan kahraman askerin.

Bunu Çanakkale zaferinin sonucu sayarım

 

M.Kemal’in Çanakkale de ve karargahında bir asker vardır.Topkapılı cambaz Mehmet .Aslında ipsiz sapsızın eşkıyanın ,mafyanın tekidir.Ama M.Kemal’in her dediğini ne yapar yapar yerine getirir..Onbaşı rütbesi verir ona komutanı Terhis olmuş İstanbul’dadır Topkapılı.M.Kemal  onula da görüşür.

Hep merak ederdim İstanbul Sivas’taki M.Kemal’ e yakalamak için ulaşamazken ,M.Kemal İstanbul’daki ayrıntıları ,Rahip Fru ve Sait Mollanın ihanetlerini nasıl biliyor diye.M:Kemal’e çalışan Topkapılı cambaz Mehmet yakalanır ama o önceden İngiliz muhipleri cemiyetin üyedir ve paçayı sıyırır.Avanesi ile Haliçteki silah depolarını soyarak İnebolu’ya gönderir.Sivil memurları,sivil giydirilmiş askerleri gönderir.Zaten M.Kemal Bandırma vapuruna bineceği zaman rıhtım onun fedaileri ile doludur,emniyetle yola çıkarılması için.Cambaz Mehmet onlara ‘Hareketlerinden şüphelendiğinizi denize atın’ emrini vermiştir.Bu Topkapılı ,işgal kuvvetleri komutanı general Harrington’un binek arabasını çalıp Akşehir’de Fevzi Çakmak’a teslim ettirmiştir.Cambaz Mehmet kurtuluştan sonra hizmetleri nazara alınıp milletvekili yapılmak istenmişse de kabul etmemiş ,bağlanan 1500 lira maaşı da Hilali Ahmer cemiyetine bağışlamıştır.

Çok uzun  süre ile Fatih İl genel meclisi üyeliği yapan Ercan Benian adlı yurttaşımızın  orada yapılan okula adının verilmesi söz konusu olduğunda ‘Ben kimim ki’ diye kabul etmemiş,Aynı kurulda görev yapan Doğu Perinçek’in dr. olan kayınpederinin önerisi ile okulun adı Topkapılı Mehmet Efendi ilk okulu olmuş.Bu okul Topkapı’da eğitim hizmetin de şimdi.Ben Topkapılı olayını da Kurtuluş savaşına etkisi nedeniyle çanakkale savaşlarının sonucu sayarım

 

Değerli Arkadaşlar Çanakkale savaşlarının kurtuluş savaşına sarkan pek çok sonuçları vardır ama mademki kadın dinlenme evindeyiz.Yapımı için sayın Başkanımıza ve Sema Pekdaş başkanımıza çok teşekkür ediyorum.Türk kadınını ilgilendiren bazı olaylardan da söz etmek istiyorum

Topkapılının gönderdiği cephaneleri kağnısı ile Ankara’ya taşırken ,bebeğine mermilerin arasında yer yapıp Kastamonu girişinde donarak ölen Şerife Bacı’yı minnet ve şükranla anıyorum.

Gene yalın ayak üst başta bir şey yok soğuk bir günde götürdüklerini teslim edip dönen kadın kafilesine yolda bir askeri birlik çorba ikram eder ve sorulur’; ‘İçinizde hasta olan var mı ilaç verelim’ derler.Kadınların içlerinden biri ‘başı ağrıyan bile yok,nerden çıkarıyorsunuz ’Demiştir.Aziz hatıraları önünde saygı ile eğilirim,

Bir kağnı kolunda sürücü bir kadın doğurur.Hemen oraya üşüşülür.Kadını geride bir sağlık çadırına göndermek isterler kadın gitmemede direnir.Kadına ölebileceği söylenir ve kadın şöyle der;’Ben bu yükümü cephedeki erime yetiştiremezsem bu bebe o zaman ölür’ der.

Gene kağnı kolunda bir kadının tekerleği çamura batmış kağnısını omuz zoru ile kurtardıktan sonra olayı gören komutan ‘ Bacım senin adın ne tarihe yazacağım’ der.Aldığı cevap şudur;’Adımı ne yapacaksın bre yavrum,çok mu lazım,çok lazımsa yaz,benim adım Anadolu’ der

Her ikisini de minnet ve şükranla anıyorum

Kurtuluş savaşının sonunda Bursa’nın da kurtuluşu sağlandıktan sonra Hamdullah Suphi Tanrıöver kadınlara hitaben şu konuşmayı yapmıştır.

‘Hanımlar!

Bu kadar acı ve ayrılıktan sonra,yan yana çektiğimiz bu kadar hasretten sonra kurtuluş günleri geldi.Siz,bu günü bize kazandıran aziz şehitlerin ,gazilerin anaları,kız kardeşleri,..Artık sevinin  .Sevinmek hakkınızdır.Büyük bayrama erdiniz.Mübarek olsun,

Anadolu Kadınları

Bu gaza diyarında bin seneden beri ateş ve cenk yerlerine oğullarını koşturan Anadolu kadınları.bin senedir oğulları daima uzak yerlerde ölen,yetiştirdikleri oğullarının mezarları nerededir bilmeyen Anadolu kadınları,kurtuluş günleri geldi bayram edin.

Cihan harbinden beri ardı arası gelmeyen bir cenk için ağzından bir şikayet sözü çıkmadan nesi varsa hepsini veren Anadolu Kadınları.Erkekleri kan ve ateş içinde savaşırken,uzak denizlerin kıyısından orta yaylalara doğru günlerce haftalarca çıplak ayakları giyimsiz sırtları ile kurşunları,top mermilerini taşıyan Anadolu Kadınları.

Batıda,doğuda,kıblede,bütün cephelerin arkasında memleketi işleten tarlaları yeşerten,sayısız yetim çocukları yetiştiren büyüten sensin ey Anadolu Kadını.Sırası gelince cephaneyi ,yaralıyı taşımak sana yetmedi,silaha sende sarıldın,ateşlere sen de girdi,sen de gaza ettin.Erkek aslan olur da dişi aslan olmaz mı diyen sensin.Erkeğinle beraber zafere erdiğin gazan mübarek olsun.Büyük bayramın mübarek olsun!

Değerli Arkadaşlar Çanakkale zaferinin etkisinde ve ardılı olan bu tür olayları anlatmak belki günler,aylar  alır. Kısıtlı zaman içerisinde bunları seçebildim.

Tüm şehitlerimizi tekrar rahmet ve minnetle anıyorum.Işıklar içinde uyusunlar.

İçinde bulunduğumuz kadın dinlenme evini ilçemize kazandıran başkanımız Ali Seydi Millioğullarına ve Sema Pekdaş başkanımıza,dinlemek lütfunda bulunduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.

Çanakkale zaferimiz hepinize,hepimize kutlu olsun.Hoş kalın esen kalın.

Halil KAYNARCA

21
0
0
Yorum Yaz